1 Mart 2012 Perşembe

Esad'ı ilah kabul etmeyenlere işkenceler

Esad'ı ilah olarak kabul etmeyi reddeden bir muhalif elinde dinamit patlatıldığını ve elinin yarısının koptuğunu anlattı. Uluslararası Af Örgütü'nün Suriye'deki işkence raporu, çok çarpıcı deyatlar içeriyor. 

 http://www.pressmedya.com/resim/250x190/2012/02/29/suriyeiskence.jpg 

Uluslararası insan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü, çalışanı Neil Sammonds'un hazırladığı yeni şok edici bir rapor yayınladı. UmmaNews, raporun Suriyeli muhaliflere karşı Esad güçlerinin uyguladıkları korkunç işkenceleri gözler önüne serdiğini yazdı.
Neil Sammonds hikayesini dinlemek üzere buluştuğu Ebu Suhaib ile görüşmek üzere Suriye'nin Dera kentine bir kaç kilometre mesafede bulunan El Ramtha hastanesini ziyaret etti.
40'ından biraz fazla olan ve konuşması düzgün olan Ebu Suhaib kendisinin ve bir grup Müslümanın bombardımanı nasıl seyrettiklerini anlattı. Onun bulunduğu yere doğru ateş açan uçak savar füze ve mermilerinden gelen greyfurt büyüklüğünde bir şarapnel Ebu Suhaib'in sol parmağını götürerek sol kalçasını kırmıştı.
"Benden kopan kanlı et parçası yüzüme çarptı" dedi.


Ebu Suhaib başka yaralılarla birlikte, sınırı geçmeden önce motorsiklete atlayıp ilk yardım tedavisi görmek üzere boş bir eve gitti.
İnsan hakları aktivisti Neil Sammonds ziyaret ettiği El Ramtha mülteci kampında bir bodrumda bir çift gaz ısıtıcının etrafında toplanan genç Müslümanlarla karşılaştı.
Dera'a, Na'ime, El Taibe, De'al, El Jiza, Tasil ve Kaheel sakinleri, Esad güçlerinin havan topları ve ağır makineli tüfeklerle evlerini nasıl vurduklarını anlattılar.
Anlattıklarına göre, Esad'ın askerleri geride kalan her çocuk ve adamı tutuklamak ve dövmek üzere kapı kapı dolaştı.
Geçen hafta Dera'a da onlarca Müslümanın öldürüldüğünü ve paralarının, mücevherlerinin, bilgisayarlarının yağmalandığını, jeneratörlerin kırıldığını anlattılar.
Ebu Suhaib şöyle söyledi: "Yanımda vurulan ve öldürülen pek çok kişi gördüm ancak ölmekten korkmuyorum. Korktuğum şey tutuklanmaktı."
El Ramtha'da Neil Sammonds ile buluşan bir diğer Suriyeli, Esad'ın toplama kamplarında tutulan muhaliflere uygulanan işkenceleri şöyle anlattı: "Müminler bir kaç günden bir kaç haftaya kadar süren uzun işkence ve dayaklara maruz kaldı. Toplama kamplarında ara verilmeksizin, yumruklar, tekmeler, tokatlarla dayak atmalar, tüfeklerin metal dipçikleri ve coplarla kalçalara vurulması, elektrik verilmesi işkenceleri yaygın olarak yapılıyordu."
Tarık İsmail El Hariri adlı 27 yaşındaki genç de Esad askerlerinin kendisini üçüncü defa tutuklamak üzere gelmesinden sonra, 20 gün kadar El Taibe'den Ürdün'e kaçtı.
O neredeyse beş ay süren ilk iki gözaltına alınması sırasında 1 metreye 1,7 metre ölçülerinde bir hücrede başka kişilerle birlikte tutuldu.
Aralıksız 18 gün boyunca çeşitli işkencelere maruz kaldı ki o işkencelerden biri dulab olarak adlandırılanıydı: Ayaklarına 100 defa vuruldu ve diğeri bileklerinin birbirine kelepçelendiği ve zemin üzerinden yükseltildiği shabeh diye adlandırılan bir işkenceydi ve üreme organlarının üzerine bir copla vurulması dahil dayak ve elektrik şoku verilmesi gibi işkence türlerine de maruz kaldı.
İkinci defa gözaltına alınması sırasında ona 4 defa "dulab" işkence yöntemini uyguladılar. 24 Müslümanla birlikte atıldıkları 4 metreye 3 metre boyutunda bir hücrede uzun bir süre dayak yedi ve işkence gördü. Hücredeki diğer Müslümanlarla birlikte sadece külotlu bir şekilde tutuldukları hücrede maruz kaldıkları uzun süreli yoğun işkencelerle "hoş geldin partisine" dayanmak zorunda kaldı.
İsmail, bir cam şişeyi kırarak muhaliflerden birinin anüsüne soktuklarını da anlattı.
Esad askerleri tarafından shabeh pozisyonunda asılan bir diğer muhalif üreme organından büyük bir su kovasına bağlandı ve sonra kova odanın etrafında hızlı ve şiddetli bir şekilde dolaştırıldı. Onunla aynı hücrede işkenceye maruz kalan yaşlı bir Müslüman tıbbi müdahele olmadığından dolayı öldü.
İsmail "yapabileceğiniz hiçbir şeyin olmadığını bilerek gözlerinizin önünde ölürken onları görüyorsunuz" diyor.
Bir diğer şok edici korkunç hikayeyi Dera'a şehrinde bir giyim mağazasında çalışan 34 yaşındaki Cihat Ahmet Diab anlattı.
2011 Aralık ayında tutuklandığında diğer 32 mahkum ile birlikte 6 metreye 6 metrelik bir hücreye konuldu.
Elektrik şoklarıyla bir kaç defa işkenceye uğradı, bazen vahşice dövüldü ve shabeh pozisyonunda asıldı. Tıpkı pekçok Müslüman gibi İslam'a sıkı sıkıya sarıldı ve ona saldıranlara lanet okuduğunu anlattı.
Bir başkası da şunları aktarıyor: "Ben işkence odasında iken bana Beşar Esad'ın bir resmini getirdi. "O senin ilahın" dedi. Ben de 'Sadece bir ilah var O da Allah' dedim ve onun ellerindeki resmi söküp attım. Bunu yaptığım için, iki katlı merdivenden yuvarlanana kadar beni tekmeledi... Sonra çarmıha gerilme pozisyonunda tutulmamı emretti ve sol avcuma bir kalem boyutunda bir parça dinamit koydu. 'Boom', dinamit patladı ve elimin yarısı koptu. Her yere kan saçıldı."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder